10 Haziran 2018 Pazar

Aykut Kocaman ile Devam Edilmeli mi?



Ali Koç'un başkan seçilmesiyle Fenerbahçe'de başkan kim olacak sorusu cevap buldu. Başkanın belirlenmesiyle beraber yeni gündem teknik direktör tercihi oldu. Fenerbahçe camiasının çoğunluğu bir değişim beklerken, bu yazıda son günlerde ortaya çıkan Aykut Kocaman ile devam edilmesi ihtimalini irdeleyelim.

Aykut Kocaman ile devam edilmeli mi?  Bu soruya başkanlık seçiminden önce Aziz Yıldırım kazanırsa olabilir diye cevap veriyordum. Çünkü en kötü sistemin bile sistemsizlikten iyi olacağını düşünüyorum. Eğer seçimi Aziz Yıldırım kazansaydı son yıllarda yaşanan saçmalıklar muhtemelen devam edecekti. Maddi sıkıntılar, iş bilmezlikle birleşince gelecek yeni teknik direktörün sonu da öncekilerle aynı olurdu diye düşünüyorum. Seçimi Aziz Yıldırım'ın kazanması gibi bir felaket gerçek olsaydı Aykut Kocaman'ın sıkıcı ama az da olsa sonuç verme ihtimali olan planının üstüne gidilebilirdi. Fakat seçimi Ali Koç kazandı ve özlenen Fenerbahçe için değişim rüzgarı başladı.

Ali Koç seçim öncesinde ne vadetmişti?

2-0 öndeyken bile güven vermeyen takımdan şikayet edip, daha çok atak oynayan bir takım oluşturmak istediklerini belirtmişti. Bir oyun  felsefesi belirleyip altyapı da dahil olmak üzere bütün Fenerbahçe takımlarının aynı felsefede oynamasını istediklerini söylemişti. Bunu yaparken aynı hocayla uzun yıllar çalışmak istediklerini eklemişti.

Ali Koç'un seçim öncesi vadettikleri Fenerbahçe taraftarının beklentileriyle uyuşuyor, peki Aykut Kocaman'ın oyuna bakışıyla paralel mi?

Ali Koç'un oyuna dair söyledikleri basın toplantılarında Aykut Kocaman'a çok kez yöneltildi. Her seferinde oyuna bakışının taraftardan ve yorumculardan çok farklı olduğu cevabını verdi. Hücum oynatmıyor eleştirilerinin gerçek olmayan kırılmaz bir algı olduğunu defalarca söyledi.

Aykut Kocaman'ın yönetime sunduğu rapor ve sezon içerisinde takımıyla ilgili yorumlarından yola çıkarak bize nasıl bir takım vadettiği ile ilgili yorumlar yapalım.

Aykut Kocaman Fenerbahçe'nin asıl sorunun hücum olmadığı,esas sıkıntının yenilen basit goller olduğunu söylemişti. Her maçta bir şekilde 2 gol bulduğumuzu belirterek bu düşüncesini desteklemeye çalışmıştı.

Josef ve Topal orta sahasıyla ligin en çok gol atan takımı olduklarını, sorunun bu ikili olmadığını dile getirmişti.

Sezon sonunda takımının birkaç takviye ile önümüzdeki sezon 80 puanın üzerinde çıkabileceğini söylemişti.

Raporunda 1 kaleci, 1 stoper, alternatif 1 sol bek, 1 sol kanat ve Janssen kalmazsa 1 santrfor istediğini belirtmiş.

Yani Aykut Kocaman'ın kafasında önümüzdeki sezon için şöyle bir takım var.

XXX
Şener-Skrtel-XXX-Hasan Ali
Dirar-Topal-Josef-XXX
Giuliano-Janssen

Aykut Kocaman bu sezonki takımın biraz daha az gol yiyenini hayal ediyor. Peki bu takımın Fenerbahçe taraftarının beklentilerini karşılaması mümkün mü? Beklenen değişim bu mu? Fenerbahçe akmayan, zevk vermeyen sadece sonuç odaklı bir oyunu altyapı dahil tüm takımlarına felsefe mi edinecek?

Fenerbahçe geçen sezon Aykut Kocaman ile gelişti mi?

Bu konuya cevap olarak Aykut Kocaman sürekli olarak 11.haftadan sonrasını işaret ediyor. Gerçekten de baktığımız zaman son 23 haftalık dilimde Fenerbahçe'nin lider olduğunu görüyoruz ama bu liderlik Aykut Kocaman'ın tabiriyle suni çünkü bu dönemde G.Saray fikstürün zor kısmını iki kez dönerken, Fenerbahçe bir kez dönmüş.

Ligin ilk 9 haftası ile ikinci yarının ilk 9 haftası Fenerbahçe'nin elde ettiği puan aynı.

Ligin ikinci yarı puan durumunda Fenerbahçe 3.sırada bulunuyor.

Hücum problemi olmadığı savunulan Fenerbahçe geriye düştüğü maçlarda tüm sezon boyunca sadece 1 galibiyet aldı.

Evet, Fenerbahçe gelişti ama bu gelişim sadece Fenerbahçe'ye mahsus değil. Biraz da ligin durumuyla alakalı suni bir gelişme...


Sadede gelirsek Fenerbahçe Aykut Kocaman ile devam etmeli mi? 

Aykut Kocaman'ın oyuna bakışıyla Fenerbahçe taraftarının istekleri uyuşmuyor. Fenerbahçe'nin ihtiyacı Aykut Kocaman'ın vaat ettiği sonuç odaklı oyun değil; hem keyif veren hem de sonuç alan bir oyun... Orta sahanın merkezinde sadece top kesen 2 oyuncu görmek istemiyorum. Sol bekten topu alan merkez orta saha kafasını kaldırdığında hiç tereddüt etmeden topu sağ açığın ayağına atabilsin istiyorum. Merkezden verkaçlarla savunmayı delebilen  merkez orta saha oyuncuları istiyorum. Riske girmeden aldığını yana veren ya da direkt orta kesen kenar oyuncuları yerine adam geçebilen, hayal edip riske giren kenar oyuncuları istiyorum. Yetenekli oyuncular sudan sebeplerle yeteneksizlere tercih edilmesin istiyorum. 11 kişiyi beraber ileri geri hareket ettirmek Fenerbahçe için yeterli değil. Sadece fiziksel olarak rakibin önünde olmak Fenerbahçe için yetmez.

Aykut Kocaman ile devam kararı kongre sonrası oluşan olumlu havaya zarar verir, Aykut Kocaman'ın  vadettiği oyunun Fenerbahçe'ye bir katkısı olmaz. Tarihte 2 kez G.Saray şampiyonluğu gören Fenerbahçe teknik direktörü yokken bu duyguyu 3 kez yaşayan Aykut Kocaman Fenerbahçe'nin başarısız yakın geçmişini temsil ediyor. Sonuç olarak özlenen Fenerbahçe için değişim zamanı...

20 Ocak 2018 Cumartesi

Fenerbahçe Bizimdir, Bizim Kalacak

Ali Koç Başkan Olacak,Güneş Doğacak
Kuruluş yıllarında mali zorluklar içinde bulunan Fenerbahçe'ye Üsküdar ve Pazaryolu takımlarından birleşme teklifi gelir. Anlaşma sağlanması için kulübün ismini değiştirmesi gereklidir. Fenerbahçe Başkanı Ayetullah Bey "Fenerbahçe benim" diyerek anlaşmayı reddeder. O dönemde yayın yapan İdman Dergisi'nde bu olay şu şekilde yorumlanmıştır:
"Fenerbahçe bu dönemde sonuncu oldu, yenildi ama istiklalini muhafaza etti. İsmini ve kimliğini değiştirmektense şampiyonluğa tereddütsüz veda etti."

Yaklaşık 110 yıl sonra ise başkanlık makamını işgal eden şahıs kendi çıkarları uğruna kulüp tarihinin en büyük mücadelelerinden birini çubukluyu kullanarak sattı. Kendisinin esas derdi Fenerbahçe değil; Fenerbahçe başkanlığının verdiği güç olduğu için yaptığına şaşırmıyorum, bu uğurda inemeyeceği seviye yok. Bunun bir tık ötesi kupayı falan vermek olur, onu da yaparsa şaşırmam.

Ayetullah Bey'in, Zeki Rıza'nın, Lefter'in, Mehmetçik Basri'nin, Can'ın, Fikretler'in çubuklusunu tarihimizin en kötü günlerinde bile kirli pazarlık masalarına koymadık.

12 Mayıs'ta biber gazı yiyen çocukların, "para lazımsa evimizi satalım" diyen insanların, Fenerium'daki klimaları satın almak isteyenlerin, Çağlayan'da beklerken soğuktan gözleri yaşaran bebeklerin, Topuk Yaylası yolunda pastel boyadan Fenerbahçe bayrağı yapan çocukların, Silivri'de sınıfın camından Fenerbahçe diye bağıran öğrencilerin, saatlerce bilet kuyruğu bekleyip stada sığmayan kadınların, kaldırım tribünü yapanların, köprü ve caddedeki milyonların davasını kendi çıkarlarınız uğruna çubukluyu alet ederek sattınız.

Mayısta kongreye gidip bunun hesabını sormayan kişi ya Fenerbahçeli değildir ya da kulüpten çıkarı vardır. Bu devran elbet dönecek, hainlerin bu kulübün kapısından içeri giremeyeceği günler gelecek.

1 Ocak 2018 Pazartesi

İlk Yarı Değerlendirmesi ve İkinci Yarıya Bakış



Son 3 sezonu şampiyonluk hasretiyle geçiren, 60 yıl sonra ilk defa üst üste 3 takvim yılını kupasız kapatan Fenerbahçe Aykut Kocaman ile yeni sezona başladı. Aykut Kocaman'ın gelişi taraftarın bir kısmı tarafından hoş karşılanmasa da son yıllarda heyecanını kaybeden bir kısım taraftarda yeniden heyecan oluşturdu. Birçok yanlışın bir araya gelmesiyle 11.haftada yarıştan kopma noktasına gelen Fenerbahçe önceki sezonlarda olduğu gibi kasım ve aralık aylarında aldığı iyi sonuçlarla tekrar yarışın içine girdi. Bugün neden bu durumda olduğumuzu ve sezonun ikinci yarısında neler yaşanabileceğini biraz irdeleyelim.

Fenerbahçe'de kadro planlamasında yapılan yanlışlar ve transferlerin geç kalması sebebiyle ligin ilk haftasında maç 2-2 devam ederken oyuna ilk yarının geri kalanında hiç süre alamayacak olan Ahmethan ve Samed girdi. Ligin 4.haftasında Başakşehir maçında oyuna giren Janssen henüz 1 gün önce Türkiye'ye gelmişti. İlk 4 haftada kaybedilen 7 puanın 3'ünü bile alsak bugün liderdik. Geçen sezon hariç önceki birçok sezonda şampiyonluk yarışının 1 maçlık puan farkına sıkıştığını düşünürsek bu puanları sezonun ikinci yarısında aramamız oldukça muhtemel gözüküyor.

Formsuz oyuncuların özellikle sezon başında ısrarla sahada tutulması ve yaşanan birçok bireysel hata sezonun ilk yarısındaki puan kayıplarının sebebi gibi gözükse de bence esas sıkıntı oyun anlayışındaydı.

Fenerbahçe Türkiye Ligi'nde bir maça çıktığında maça 2 puan kaybıyla başlar ve ilk dakikadan itibaren bu 2 puanı kazanmaya çalışır. Fenerbahçe'nin 60 dakika oyunu kitleyip son 30 dakika maçı almak gibi bir planı olamaz. Kazanılan Sivas,Antalya,Bursa,Karabük maçlarında 40-60. dakikalar arasında goller bulunduğunda neredeyse gol pozisyonumuz yoktu. İlk golü bulamadığımız ilk maçta da bu plan patladı ve puan kaybı yaşandı. Geçen sezon da 8.haftadan itibaren uygulanan kontra atak sisteminde üste üste galibiyetler alsak da ilk golü yediğimiz maçlarda plan işlemedi ve bu plan şampiyonluğa yetmedi.

Oyun anlayışı kadar kadro yetersizliği ve tercihleri de Fenerbahçe'yi zorluyor. Sezon başından beri ilk plan olan sağ kanattan rakipleri delmek Kasımpaşa maçında mükemmel uygulandı. Geri kalan maçlarda aynı etkiyi oluşturmasa da sahayı sağ,orta ve sol diye 3'e ayırırsak ilk yarı en iyi işleyen taraf sağ kanattı ama diğer 2 bölgede aynı etki oluşmadı.

Fenerbahçe'nin ikinci yarıda üstüne gitmesi gereken 2009-2010 sonu ve 2010-2011 ikinci yarısındaki diziliş ve anlayış olmalı ama bunun için de transfer gerekli. Önde baskı bu ligin bir numaralı şifresi ve bahsettiğim dönemlerde Fenerbahçe güçlü savunmasından ödün vermeden bu baskıyı kuvvetli şekilde yapmıştı. Tek farklı kazanılan maçlarda bile ortada çok güçlü bir oyun vardı.


Sağda kısmen oluşan etkinin ortaya ve sola da yansıması için Fenerbahçe'nin olmazsa olmazı Emre tarzı bir merkez oyuncusu ve iyi bir sol bek...3 sezondur şampiyon olamayan Fenerbahçe'nin yabancı sınırı, ekonomik koşullar gibi bahaneleri olamaz. Büyük kulüp refleksi gösterip risk alarak çözüme gidilmek zorunda.

Kimse Fenerbahçe'den 5 kişinin ileride 5 kişinin geride olduğu,topun rastgele ileri vurulduğu bir oyun istemiyor. Herkesin istediği birlikte rakip sahada hareket edebilen,önde basan,daha tempolu oynayan,risk almak için maç sonunu beklemeyen, maçların ilk yarısını çöpe atmayı oyun planı haline getirmeyen bir Fenerbahçe...

Ligin en düzenli futbolunu oynayan Başakşehir, ligin dibindeki 2 takıma kaybetmeseydi belki de ligi bitirmişti. Şampiyonluk onlar için zor ama sonuna kadar yarışın içinde olacaklardır. Başakşehir'in şampiyonluk ihtimali Emre,Adebayor ve son haftalardaki yarışın durumuna göre değişir.

Terim'i getiren ve ikinci yarıda en avantajlı fikstüre sahip G.Saray şampiyonluk yarışında ciddi bir aday...İkinci yarıda ilk yarıda topladıkları puanın üstüne çıkarlar. Terim'in saha dışı desteğinin oranı,Fenerbahçe'nin transfer politikası ve Aykut Kocaman'ın oyun anlayışı onlar için de  belirleyici olacak.

Hala en iyi kadroya sahip olan Beşiktaş'ın önündeki en büyük engel en az 4 maçını Bayern maçlarının etkisiyle oynayacak olması.

Fikstür ve istatistik kısmına bakarsak yarıştaki en büyük rakibimiz G.Saray

G.Saray'ın ikinci yarıda puan kaybetmesi muhtemel 6 maçı var.

- Kayseri (D)
- Sivas (D)
- Fenerbahçe (D)
- Trabzonspor
- Başakşehir
- Beşiktaş

Bu 6 maç haricinde yaşanacak puan kayıplarını sürpriz olarak görüyorum.Tabii yarışın durumuna göre bu maçların bazılarında da puan kaybı sürpriz haline gelebilir.

Terim'in berbat geçirdiği ve tamamlayamadığı 2003-2004 sezonu hariç ikinci yarı performanları şöyle:

1997 - 38 puan 1998 - 42 puan 1999 - 41 puan 2000 - 37 puan 2003 - 41 puan 2012 - 40 puan 2013 - 38 puan

Bu sezonda da 40 puan civarı toplaması sürpriz olmaz. Bu da Fenerbahçe'nin şampiyonluk için G.Saray galibiyeti içeren 42 puan toplaması demek.

İçeride zaten şimdiden 7 puan kaybeden Fenerbahçe'nin ikinci yarı evinde oynayacağı 9 maçta puan kaybetme lüksü yok. Fenerbahçe bunu en son 2000-2001 sezonunda başarmış olsa da arada 1 beraberlikle geçilen sezonlar var, yani olmayacak iş değil.

İçeride kayıpsız gidilirse dışarıda 8 maçta alınacak 15 puan şampiyonluk için yetebilir.

Fenerbahçe'nin sezonun ikinci yarısındaki 8 deplasmanı şöyle:

Trabzon,Başakşehir,Beşiktaş,Malatya,Kayseri,Sivas,Kasımpaşa,Karabük

Fenerbahçe'nin bu deplasmanlardaki son 4 sezon performansı ise şöyle:

2016-2017   6 maç 10 puan (Malatya,Sivas hariç)
2015-2016   6 maç 10 puan (Malatya,Karabük hariç)
2014-2015   6 maç 14 puan (Malatya,Kayseri hariç)
2013-2014   6 maç 10 puan (Malatya,Başakşehir hariç)

Velhasıl şampiyon olmak zorundayız kolay gözükmüyor ama Fenerbahçe için olmayacak iş de değil yeter ki biraz ligin doğrularına dönülsün.



27 Eylül 2017 Çarşamba

Operasyon Haftası

Seni ezdiğimde bile beni atmadın, ne olmuş 2-3 tekme attıysam?

Tarihinin en görkemli dönemini yaşarken bile Fenerbahçe'ye karşı Halis Özkahya ve yardımcısının hediye ettiği maç dışında galibiyeti olmayan Beşiktaş yine büyük umutlarla geldiği Kadıköy'den eli boş döndü. Maç bitimiyle beraber sahada Fenerbahçe'nin bileğini bükemeyenler saha dışında gelecek haftaların yatırımını yapmaya başladı.

Yapılan algı operasyonuna değinmeden önce maçtaki pozisyonlara değinelim. Beşiktaş'ın verilmeyen 1 penaltısı ve kesilen 1 gol pozisyonu var. Beşiktaş'ın sayılmayan golü diye bir şey yok. Bu pozisyonlardan önce Pepe'nin Janssen'e attığı bir dirsek var. Direkt kırmızı kart olması gereken bu pozisyona faul bile verilmedi. Quaresma yaptığı ilk sarı kartlık hareketten dolayı atıldı çünkü daha önceden Souza ve Valbuena'ya yaptığı direkt kırmızı kartlık 2 pozisyon 1 sarı kartla es geçildi. Talisca'nın Ozan'a attığı en az sarı kartlık tekmeye faul bile verilmedi. Medel'in Valbuena'ya yaptığı en az sarı kartlık hareket es geçildi. Verilen 2 penaltı ve kırmızı kartlarda bir sıkıntı yok. 

Hakemin kötü maç yönettiği kesin ama bu lanse edildiği gibi tek taraflı bir olay değil. Siyasetçilerden sözde spor programlarına kadar yapılan algı operasyonlarının amacı ise hakemleri baskı altına alıp gelecek haftalarda Fenerbahçe'yi sahada doğratmak ve kendilerine avantaj sağlamaktan başka bir şey  değil. 

Algı operasyonunun ilk aşaması olarak Ali Palabıyık sanki Fenerbahçe lehine bir maç yönetmiş algısını topluma yerleştirdiler. Bunun sonucu olarak Ali Palabıyık'a maç aldırmayacaklar. Şimdiden basında Ali Palabıyık'ın 6 hafta dinlendirileceği konuşuluyor. Tüm bunlar Fenerbahçe'nin maçlarını yönetecek hakemlere mesaj olarak gidecek ve karşılığı sahada Fenerbahçe'nin doğranması olarak ortaya çıkacak.

Geçtiğimiz sezonlarda Fenerbahçe maçlarında yaşanan hakem hataları sonrasında neler yaşandığına bakalım.

Bu tablo geçen sezon Fenerbahçe lehine yada aleyhine yaşanan hakem hataları ve sonrasında hakemlerin dinlendirilme sürelerini gösteriyor.


Fenerbahçe aleyhine hata yapan hakemler en fazla 1 maç haftası dinlendirildikten sonra Süper Lig'e geri dönmüşler. Fenerbahçe lehine hata yapan hakemler önce ceza olarak 1.Lig'e yollanmış; Süper Lig'e 4 maç haftası ardından dönebilmişler.  

2015-2016 Sezonu'nun 6.haftasında oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe maçı Türk futbol tarihinin en karanlık maçlarından biridir. O maçta galibi belirleyen Halis Özkahya 10.hafta Süper Lig'e geri dönmüş. Ali Palabıyık için bahsedilen 6 hafta cezaya maruz kalmamış.

Aynı hakem 2012-2013 Sezonu'nun 15.haftasında Galatasaray-Fenerbahçe maçında Meireles'i atmış ve raporuna olmayan tükürüğü sanki varmış gibi yazmıştı. Bu hakem o sezonun 16.haftasında maça çıktı.

Aynı sezonun 12.haftasında Fırat Aydınus rakip takım futbolcusunun ağzından çıkan bir söz yüzünden Fenerbahçeli futbolcuya kırmızı kart gösterdi. O sezonun 15.haftasında 1.Lig maçına çıkan hakem; 16.haftada Süper Lig'e geri dönmüş.

Fenerbahçe aleyhine böylesine hatalar yapıldığında bile verilmeyen 6 maç cezanın 1 penaltı yüzünden Ali Palabıyık'a verilecek olması ligin kalanı için hakemlere açıkça Fenerbahçe'yi doğrayın mesajı yollamaktır. 

Bazı gazetelerin 2015-2016 Sezonu'nda Beşiktaş'a ikram edilen maç sonrası ve Fenerbahçe'nin hakkıyla kazandığı bu maç sonrası attıkları sürmanşetler arasındaki fark algı operasyonuna çok net örnekler:



Algı operasyonları yapılmaya devam ederken Fenerbahçe yönetimi her zamanki gibi sessizce bunları izliyor. Fenerbahçe bedelini sahada ödedikten yani iş işten geçtikten sonra çıkar konuşurlar. Taraftarlar kendi çabalarıyla bu operasyona karşı durmaya çalışırken yönetimin hiçbir şey yapmaması insanları çıldırtıyor. 

Yıllardır süre gelen bu döngü de kısmetse önümüzdeki mayıs ayında Fenerbahçe'nin kendine yakışan başkana kavuşmasıyla son bulacak. 







22 Eylül 2017 Cuma

Neden Ali Koç?

Çocuklar bile biliyor Ali, Fener'i çok seviyor.
Taraftarlar gönül verdikleri kulüpleri yöneten yöneticilerden kulüplerini sportif başarılara ulaştırmalarını beklerler. Kulüpten çıkarı olmayan,kafasını saçma sapan şeylerle bozmamış Fenerbahçeliler için de durum aynı ve Fenerbahçe bir süredir bu başarılardan uzak. Fenerbahçeliler başarının yanında güç,sevgi,ihtişam ve kaliteye de hasret. Kuşkusuz ki bunlarsız bir Fenerbahçe düşünülemez. Tekrar eski günlere kavuşmak için en büyük umut da mayıstaki kongre...

Peki neden Ali Koç? Önce sportif başarı kısmından başlayalım. Her ne kadar çok başarılı olacağına inansam da Ali Koç dahil kimse için sportif başarının garantisi yok,özellikle ülkemizde futbolun dinamikleri çok farklı. Başarılı olan bazı kulüpler saha içinden daha çok saha dışında çalışıyor. Yine de en kötü ihtimalle bile Ali Koç G.Saray'ın şampiyonluk oranını neredeyse 3 katına çıkartan,en çok G.Saray şampiyonluğu gören başkan gibi unvanlara sahip olmaz.

Başarının garantisi yok ama hedefe giden yolda doğru adımları atarak başarılı olma ihtimalini arttırabilirsin.

Fenerbahçe'nin altyapı, oyuncu izleme ve transfer etme, transfer zamanlaması, oyuncu ve teknik direktör seçimi konusunda taraftarın beklentisini karşılayamama gibi bir sürü sıkıntısı var.

Bir tarafta yaklaşık 20 yıl başkanlık yapıp altyapıdan 1-2 futbolcu dışında kimseyi çıkartamayan ve bu sürenin sonunda kurtuluşun Altınordu modelinde olduğunu söyleyen bir başkan var. Bu başkanın altyapı konusunda daha önce attığı 2 adım da uzun soluklu olmadı. Çünkü bu kulüpte bir plan dahilinde ihtiyaca,beklentilere uygun hareket edilmiyor. Diğer tarafta gidip bizzat yerinde Altınordu modelini inceleyen bir başkan adayı var.

Fenerbahçe 2006 yılında kulübün 100.yılına Şampiyonlar Ligi'nden elendikten sonra son hafta yapılan 3-4 yabancı oyuncu transferiyle başlamıştı. 2017 yılında hala aynı şeyleri yaşıyoruz. Çünkü oyuncu izleme ve transfer etme çağın gerektiği şekilde bir futbol aklının ortaya koyduğu plan dahilinde yapılmıyor. Bugün transferde Fenerbahçe ile herhangi bir Anadolu kulübü arasındaki tek fark menajerlerin önerdiği futbolcular arasından daha pahalısını almak.

Tribüne gidip "Fenerbahçe bu sezon şampiyon olacak. 60 gol atıp 20 gol yiyerek mi şampiyon olsun yoksa 90 gol atıp 40 gol yiyerek mi?" diye sorsanız çok büyük çoğunluk ikincisini seçer. Fenerbahçe taraftarının talep ettiği coşkulu,önde basan,bol pozisyona giren bir takım. Bu kulüp elbette her sezon şampiyon olamaz ama her sezon kadrosunu ve teknik direktörünü buna uygun seçebilir. En basitinden Fenerbahçe'nin 2014 sonrası kadro planlaması ve teknik direktör seçimleri ise bunun tam tersi.

Başta ekonomik sıkıntılar olmak üzere bu şekilde daha birçok sorundan bahsedebiliriz ama uzun lafın kısası şu ki:

Ali Koç başkanlığında Fenerbahçe belki her sezon şampiyon olamaz ama Fenerbahçe'nin bir futbol aklı olur. Bu akıl transferde Fenerbahçe'yi menajerlerin kucağından kurtatır. Fenerbahçe'ye çağın gerekliliklerine uygun şekilde bir altyapı ve oyuncu izleme ekibi kazandırır. Fenerbahçe kadrosunu ve teknik ekibini taraftarın beklentilerine uygun şekilde oluşturur. Doğruları yaparsan başarı ihtimalin de artar.

Four Seasons Bosphorus Otel'den Anadolu'daki Fenerbahçeli
 çocuğun yüreğine dokunabilen adam Fenerbahçe Başkanı olur.
Sportif başarı kısmı dışında kalan güç,taraftar ilişkileri,kalite gibi konularda Ali Koç hakkında olumlu konuşmak çok daha kolay.

Ali Koç başkan olduğunda,

Fenerbahçeli çocuklar formaları lisanslı değil diye terslenmez, imza istekleri geri çevrilmez.
Fenerbahçe tribünleri Fenerbahçe taraftarına kapatılmaz,kombineler iptal edilmez.
Fenerbahçe stadına,salonuna girerken kapıdaki görevlinin kafasına göre seçilmek zorunda kalmazsınız.
Sicili kabarık,mahalle kabadayıları Fenerbahçe tribünlerinde taraftarı tehdit etmek,dövmek için dolaşmaz.
Fenerbahçe sezona sponsorsuz başlamaz,amatör branşlarda sponsor bulunamadığı için bütçeler küçülmek zorunda kalmaz.
FB TV'de Alaatin Metin, Uzay Gökerman seviyesine mahkum kalmayız.
Fenerbahçe yöneticileri Fenerbahçe taraftarlarının kimlik bilgilerini ifşa etmez.
Kulüpten maaş alan kişilerin yönettiği sözde taraftar hesapları Fenerbahçe taraftarlarını tehdit edemez.
Onu rakip kulüp başkanı tokatlarken yada trafikte motorcularla kavga ederken görmezsiniz.
Onun Fenerbahçe taraftarlarını Fenerium'a sokmadığına yada onların üstüne saldırdığına şahit olmazsınız.
Fenerbahçe maçlarının biletleri karaborsada normal fiyatının altında kadınlar taciz edilerek satılmaz.
O, kendisine "büyük başkan" desinler diye kimseye otoparklarda bilet dağıtmaz.
Kulüp çalışanları,dernek üyeleri,havuz tayfası vs. arasında dalkavuklar yine olur ama bunlar şimdiki kadar kulüpten çıkar elde edemez.
O, bir söz verdiğinde tutar. Olur da tutamazsa özür diler; tutamadığı sözler boyunu aşarsa istifa eder.

Aslında kongrenin mevcut başkanının bir daha seçilmemesi ve zaten Fenerbahçe taraftarının başkanı olan Ali Koç'un kongrenin de başkanı olması için daha birçok sebep yazabiliriz ama daha fazla uzatmaya gerek yok.

Çünkü sorunun cevabı çok basit: Fenerbahçeliler öyle istiyor.

*İlk resmin altındaki yazı Twitter'daki @OkulAcikcom hesabından alınmıştır.


13 Eylül 2017 Çarşamba

Fenerbahçe'yi Özledik

Şimdilerde sevgisiz,başarısız,güçsüz Fenerbahçe var. Kendi çıkarlarını Fenerbahçe'nin menfaatlerinin önüne koymuş yöneticiler ve sözde Fenerbahçeliler var. Belki eskiden de varlardı ama şimdi daha çoklar,sosyal medya etkisiyle daha çok göze çarpıyorlar.

Kulüp mükemmel yönetilse de belki bir daha eskinin tadı hiç olmayacak.Fakat bugünlerde tarihinin en kötü günlerini yaşayan Fenerbahçe'ye dair insan eskileri daha çok özlüyor.

Sadece yaşadığımız değil; okuduğumuz,izlediğimiz,gördüğümüz,dinlediğimiz Fenerbahçe'yi de özlüyoruz. Gelecekte eski günleri tekrar yaşamanın hayalini kurarken eski dergilerden aldığım bazı fotoğraflarla,yazılarla o günleri bir daha hatırlayalım.

Bugünlerde Fenerbahçe yıllardır uygulanan,dikta yönetimlerini anımsatan tribün politikaları sebebiyle Türkiye'nin en dolu tribünleri önünde oynama özelliğini kaybetti.Tıpkı bugünlerdeki gibi şampiyonluksuz geçmiş 3 sezonun ardından 1988-1989 sezonunda Fenerbahçe tribünleri...


O dönem için seyirci rekorunun kırıldığı Altay maçına dair tribün görüntüleri ve bu olayla ilgili Ergun Hiçyılmaz tarafından yazılmış yazı...


Birdiler… İki oldular… On oldular… Bin ve on bin ve elli ve yetmiş bin oldular… Bir çekirge bulutu gibi çöktüler İzmir’in üstüne..
Altaylı falan değil, İzmir Fenerkent’ti…
Ve anlaşıldı ki Fenerbahçe’nin sahibi, Kadıköy’den çok Türkiye’dir.
Tribünlerdeki bayrakları, flamaları, Sümerbank çift vardiya çalışsa iki ayda imal edemezdi. Dönerinden pidesine, kokoreçinden böreğine kadar mideye inen ve çokca sarı lacivert soslu olan erzak ise Sudan’ı açlıktan kurtarabilirdi. İçilmiş sular yeni bir Terkos Gölü, kasaya giren para ise Altay bütçesiydi.
Tribünlere tutsak edilmiş 70 bin ile, kulağı kirişteki milyonları tarif için kelimeler kifayetsizdir. Ve Hıncal Uluç “Büyük stada gerek yoktur.” derken, şurdan yüzde yüz haklıdır: Çünkü bir tane Fenerbahçe vardır.. Fenerbahçe olmazsa kim dolduracak stadları, kasaları? Nasıl “büyük” olacak Altay ve diğerleri..
(Ergun Hiçyılmaz)


En büyük Fener,başka büyük yok.


Fenerbahçe her şeydir.


Böyle büyük Fenerbahçe seyircisiyle büyüktür. Fenerbahçe'nin kazandığı başarıların ardında yönetimin, futbolcunun ve hepsinden fazla taraftarın payı vardır. Skor ne olursa olsun desteklerini eksik etmez, umutlarını kaybetmezler. 3-0'lar bu seyirciyle 4-3'e çevrilir. İşte bu büyük bayrak bu büyük taraftarın simgesidir.


Fenerbahçe taraftarıyla büyüktür ve o taraftar 103 gollü sezonda bile hücuma,gole doymaz.Fenerbahçeliler için sevgi,güç ve başarı olmazsa olmazdır. 


Şimdilerin Galatasaray yöneticisi Cengiz Özyalçın ve Beşiktaşlı rakibi Ertuğrul Alper, Kadıköy Belediye Başkanlığı için Fenerbahçelilere vaatlerini anlatıyor. Çünkü Kadıköy Fenerbahçelilerindir. 





Fenerbahçe'nin kurtuluş savaşının sonucunun belli olacağı mayıs ayı öncesinde hile,tehdit gibi konular gündeme gelmeye başladı.Fenerbahçe halktır,Türkiye'dir. Fenerbahçe bir grup menfaatçinin çıkarlarının, milyonların kararının önüne geçtiği bir yer olmamalı. Kendisini satmamış her Fenerbahçeli mayısta sandığa giderken bunları aklından çıkarmamalı. 

Hadi gel,müjdeler ver...

4 Ağustos 2017 Cuma

Yeteneksizler


2006-2007 sezonunun ilk maçında Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi ön eleme turunda B36 Torshavn karşısına çıkarken orta saha ve hücum hattı şu oyunculardan oluşuyordu:
Aurelio-Appiah-Alex-Tuncay-Tümer-Anelka

Dün akşam Fenerbahçe o bölgelerde şu oyuncularla sahaya çıktı:
Josef-Ozan-Alper-Dirar-Valbuena-Ahmethan

Fenerbahçe geçen sezon ligi 3.bitiren kadrosundan daha kötü bir kadroyla şampiyonluk hayalleriyle sezona başladı. Hoca,oyun anlayışı,stat doluluk oranı vs. ne olursa olsun bu kadro ligde 3.sıranın üstüne çıkamaz. Fenerbahçe'de 3 sezondur sorun tespitinde sıkıntı var. Görkemli gösterilmeye çalışılan transfer dönemlerinde sorunlar çözülmüyor hatta takımın güçlü yönleri bozularak yeni sorunlar ortaya çıkartılıyor. Alternatif oyuncu olarak iyi olan,en fazla iyi bir takımın içinde idare edebilecek oyunculardan 6-7 tanesi aynı anda ilk 11'e konuyor. 3 sezondur şampiyon olamayan takım yıllardır olmamış oyunculardan yeterli ve sürekli performans bekliyor.

Fenerbahçe'nin önde basma çabası gayet iyi ama kadro kalitesinin yetersizliği sebebiyle bu üretkenliğe dönüşmüyor. Takım kondisyon olarak düşülen dakikalarda oyunu kontrol altına alabilecek pas kalitesine sahip değil,bu da rakiplerin işine geliyor. Üretmeden,öne geçtiğinde zaman zaman vites düşürüp oyunu kontrol altına alamadan 90 dakika boyunca basmak mümkün değil. Fenerbahçe mevcut oyun anlayışı ve kadrosuyla bu sezon son 20 dakikalarda çok maç kaybeder.

Alper,Ozan gibi oyuncuların çok iyi oynadığını hayal edin.Bu oyuncuların iyi oynarken bile yaptıkları top rakipteyken baskı kurmak ve topu ileri taşımak. Gol atamazlar,asist yapamazlar, pas tercihleri,hızları ve isabetleri yetersizdir. Zaten çok iyi top taşıma işini de sürekli yapamıyorlar ama yapsalar bile Fenerbahçe'nin ihtiyacına karşılık veremiyorlar. İyi denilen performanslarını sürekli hale getirebilirlerse Alper 2009-2011 arası Fenerbahçe'nin sol ön oyuncusu,Ozan da 6 numara olarak ilk 11 oyuncusu olabilir.

Rakibin baskısından çıkmak,geriden oyunu kurabilmek adına 2 bek ve stoperlerin önünde oynayan 2 oyuncudan 3'ünün topla ilişkileri iyi olmak zorunda. Fenerbahçe'de Isla sağ bek oynarsa bu sayı 1,Şener oynarsa 0. 

Fenerbahçe'de vasata ve vasat seviciliğe hayır
Kenar oyuncularının üretken hale gelmesi için ortadan destek almaları,o bölgeyle pas alışverişinde bulunmaları gerekiyor.Ayrıca takımı oynatabilecek,üretilen pozisyonları tamamlayacak santrfor da lazım. Fenerbahçe'de böyle orta saha da santrfor da yok.  

Fenerbahçe'nin sorunu hırs,mücadele,konsantrasyon,uyumsuzluk falan değil; geçen sezon da değildi. Fenerbahçe futbol takımı yeteneksiz futbolculardan oluşuyor.  

Fenerbahçe'nin aslında 6-7 transfere ihtiyacı var ama bu kadar transferi gerçekleştirmek zor. Şampiyonluk yarışına girebilmek için en az 4 transfere ihtiyaç var.

Kameni
Isla - ??? - Skrtel - ???
Josef - ???
??? - ??? - Valbuena
???